YAŞADIĞIM 2004 HACCI

İSTANBUL HAZIRLIK

ıllardan beri hasretle beklediğimiz Hac farizasını yerine getirmek için Diyanet İşleri Başkanlığının hac kayıtları ile ilgili duyurularını bekliyorduk.

Ve bir gün medyadan HAC kayıtlarının başladığını duyar duymaz soluğu Müftülükte aldım. Müftülüğün kapısından girene kadar heyecandan ölecektim.  Kapının girişinde bulunan basamaklardan çıkar çıkmaz müracaat denilen yerde bulunan bir görevliye "hac kaydı yaptırmak için geldim" dedim. Bir kat aşağıya gitmemi istedi. İndim. Yanyana bulunan iki odadan biri ilgilenmiyormuş. Bir diğerinde ise kimse yoktu. Diğer odada bulunan görevli "şimdi gelir " dedi. Saat 13.30.Bekliyorum. Gelen giden yok

Saat 14.00 Halen bekliyorum. Orta yaşlı sakallı bir bey göründü. Kollarını sıvamış. "Bir namaz kılıp geleceğim " dedi. "Olsun " dedim. Beklemeye devam....

Saat 14.25 . Yaşlı bir bey geldi. O da Hacc kaydı yaptıracakmış. Beraber beklemeye başladık.

Saat 14.50 Görevli ağır adımlarla masasına geçti. Masa üzerini topladıktan sonra "buyurun” dedi. 

Saat 15.00

"Şükür Allah'a dedim. Tam bir buçuk saat oldu..." deyince görevli hiç istifini bozmadan " OOO, DUR BAKALIM. SABIR GÖSTERCEKSİN. HAC MEŞAKKATTİR. BU BEKLEYİŞ NE Kİ. BÖYLE YAPARSAN HACI OLAMAZSIN " ne diyeceğimi bilemedim. Onlar kadar bilecek değildim ya. Hac meşakkattir diyorsa bir bildiği vardır, herhalde. Sustum.

İsmimi kaydedip ön kayıt ücretini ödemem için gerekli işlemleri yaptı.

Çıktığımda 15.15 idi. 15 dakikalık işlem için bir buçuk saat.

( Not: Hac bu görevli dahil diğer hocaların söylediği gibi hiçte meşakkat değildi. Hiçbir şey zor değildir , kolay da değildir tabi.Tabii ki yolculukta , ibadet şeklinde bir takım zorluklar olacaktı. Ama bunlara sebep görevliler olacaksa kötüydü.)

Kesin kayıt için yeni haber beklemeye başladık

******

KESİN KAYIT

Diyanet işleri Başkanlığının kesin kayıt haberi yine medyada açıklanınca heyecanla Müftülüğe gittim. Kurada çıkıp çıkmadığımı öğrenebilmek için müftülüğün merdivenlerinden çıkarken heyecanım had safhadaydı. Listelere bakıldı. Evet, hacca gidebiliyorduk.

Allahım sana binler, milyonlar kez şükür olsun. Davetine tam icabet eden kullarından eyle.

Bu arada şunu belirtmek istiyorum. Ben müftülüğe giderken özel bir firma yetkilisi evi arayıp hacı adayı olduğumuzu, firmalarına gelmemiz söylemişti. Ama gitmedim. Benim isteğim Diyanet organizasyonuyla gitmekti.

Ve müftülüğe gerekli olan evrakları teslim ettim. Bu kez kaydımızı yapan görevli ilk aday adayı kaydını yapan görevliye göre çok daha farklı biri idi. Sıcak bir tebessümle bizi karşılamış, ikramda bulunmuş ve bizi kayıt boyunca o kadar güzel ağırlaşmıştı ki, buradan kendisine tekrar Allah razı olsun demek istiyorum. Bu görevli, hem nazik hem kibar ve hem çok anlayışlı birisi idi

 

Yolculuk Başlıyor

Umreye gidecek kişi evinden çıkarken şu duayı okur ve yolculuğunun hayırlı geçmesini Allah’dan ister.

Yolculuk Duası…
اللهُ اَكْبَر، اللهُ اَكْبَر، اللهُ اَكْبَر، سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّر لَناَ هَذَا وَماَ كُناَّ لَهُ مُقْرِنِينَ، وَاِناَّ اِليَ رَبِّناَ لَمُنْقَلِبُونَ. اَلَّلهُمَّ اِنَّا نَسْئلُكَ في سَفَرِنا هَذَا الْبِرَّ وَالتَّقْوى وَمِنَ الْعَمَلِ ما تَرْضى، اَللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ في السَّفَرِ وَالْخَليِفَةُ في الأهْلِ، اَللَّهُمَّ اِناَّ نَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ وَكَئَابَةِ الْمَنْظَرِ وَسُوُءِ الْمُنْقَلَبِ في الْمالِ وَالأَهْلِ وَالْوَلَدِ.

“Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber, Sübhanellezi sahhara lena haza vema künna lehü mukrinin, ve inna ila rabbina lemunkalibun. Allahümme inna nes’elüke fi seferina hazal birra ve’t takva ve minel ameli ma terda, Allahümme ente’s sahibu fi’s sefer vel halifetü fil ehli, Allahümme inna neûzü bike min va’sâi’s sefer ve keâbetil menzari ve sûil munkalebi fil mali vel ehli vel veledi.”

“Bu vasıtaları hizmetimize veren şanı yüce Allah’ı tesbih ve tenzih ederiz. Onun lütfu olmasaydı biz bunlara güç yetiremezdik. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz.
Allah’ım! Bu yolculuğumuzda senden iyilik, takva ve rızana uygun işler istiyoruz. Allah’ım! Bu yolculuğumuzu bize kolaylaştır. Uzağı yakın eyle. Allah’ım! Yolculukta sahibimiz, ailemize vekilimiz ancak sensin. Allah’ım yolculuğun sıkıntılarından, kötü duruma düşmekten, dönüşte malımızı, ailemizi ve çocuklarımızı kötü durumda bulmaktan sana sığınırız.”

İhrama Giriş

 

Umre yolculuğuna çıkan kişi ihram hazırlıklarını yaptıktan sonra ihrama şu şekilde girer;

Uygun bir yerde önce elbiselerini çıkartır. Belden aşağı vücuduna saracak olduğu ihram havlusunu bel kısmından sıkıca bağlayıp bir kemer veya iple sabitleştirir. İhram havlusunun ikinci parçasını da omuzlardan aşağıya doğru örtüp sarar. Bu iki havludan başka giysi olarak başka hiçbir şey üzerinde bırakmaz. Baş açık, ayaklar da çorapsız olacaktır. Ayağına burun ve topuk tarafı açık bir terlik veya terlik türü bir sandalet giyebilir. Saat, gözlük, yüzük, kemer, çanta gibi eşyaların üzerinde bulunmasında bir sakınca yoktur.

Hanımların ihramları üzerlerindeki mevcut elbiseleridir. Ellerin ve yüzün açık olması şartıyla özel bir renk ve model şartı olmaksızın bu elbiseleriyle ihrama niyet ederler.
İhramlar giyildikten sonra iki rekat “ihram namazı” kılınır. Namazdan sonra umreye niyet edilerek telbiye (Lebbeyk) getirilir.
Umre seyahati hanımların muayyen günlerine rastlarsa, aynı şekilde umreye niyet edip telbiye (Lebbeyk…) getirirler, ancak namaz kılmazlar. Bu günleri sona erene kadar ihramda kalırlar, temizlenince boy abdesti alarak umre vazifelerini yaparlar.
 

Umre’ye Niyet

ألَّلهُمَّ اِنَّي اُرِيدُ الْعُمْرَةَ فَيَسِّرْهَا لِي وَتَقَبَّلْهَا مِنِّي.

Allahümme inni üridül umrete feyessirha li ve tekabbelha minni

“Allah’ım! Ben umre yapmak istiyorum, onu bana kolaylaştır ve benden kabul et.”

Telbiye (Lebbeyk…)

لَبَّيْكَ الَّلهُمَّ لَبَّيْك، لّبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْك، إنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْك، لاَ شَرِيكَ لَكَ.

Lebbeyk Allahumme lebbeyk, lebbeyke la şerike leke lebbeyk, innel hamde ven-ni’mete leke vel mülk, la şerike lek.

“Buyur Allah’ım buyur. Allah’ım! Senin davetine emri fermanına her zaman itaat ederim. Senin ortağın yoktur. Emir ve davetine gönülden sadakatle icabet ederim. Şüphe yok ki hamd de, nimet de senin içindir. Mülk de senindir. Senin eşin ve ortağın yoktur, Allah’ım!”

اِنَّ أَوَّل بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذي بِبَكَّةَ مُبارَكُا وَهُدًا لِلْعَالَمينَ.

“Şüphesiz, insanların ibadet edebilmesi için kurulan ilk ev Mekke’de bulunan (Ka’be)dir. O, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak kurulmuştur.
Orada apaçık alametler vardır. İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren kişi güvencede olur. Hacc’a yol bulabilenlerin O evi mutlaka hac etmesi Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır. Hac emrini tanımayıp uygulamayan kişi bilmelidir ki Allah yarattıklarına ihtiyaçlı değildir.”

Al-i İmran Süresi 96-97

Mikat sınırları

 

YAŞADIĞIM 2004 HACCI

YOLCULUK BAŞLIYOR

7 OCAK 2004 günü sabah 0540 da yola çıktık. Bir gün önce yağan kar sabahın ayazıyla yerini buzlu yollara bırakmıştı. Bizi seven yakın akraba ile birlikte 3 araba yola çıktık. Buzlu yolda nasıl gideceğimizi düşünerek kendimizi TEM yolunda bulduk. Ağır ağır giderken sağımızda solumuzda tek tek geçen araçlar tedirgin bir yolculuğun havası içinde yol alıyorlardı. Havaalanına yaklaşırken bir kaç tane hacı götüren araç konvoyunu daha  gördük.

Dış hatlar girişinden girerek bekleme salonuna geldik. Arama noktalarından geçerken komik manzaralar görmedik desek , yalan olur. Sürekli bipleyen kontrol kapısı yolculara kök söktürüyordu. Nerede bir kaç kişi çırılçıplak kalacaktı. Neyseki yoğun kalabalıktan polisler geçişlere izin verdiler.

Kafile görevlilerimizi aradık. Grup sorumlusu hocalara geldiğimizi söyledik. Pasaportlarımızı , kimlik kartlarımızı alarak beklememizi söylediler. Beklerken bir grup hacının bavullarını teslim ettiğini görünce kafile başkanına bunu sorduğumuzda "sizde gidin verin " sözüyle bizlerde bavullarımızı verdik.

Bir müddet bekledikten sonra havaalanı yer görevlisi refakatçilerden ayrılıp , iç bölüme geçmemizi söyledi. 

Bir sıkı kontrolden daha geçip bineceğimiz uçağı beklemeye başladık. Bu sırada bayrak taşıyan bir hacı dikkatimizi çekti. Sonradan adının Mehmet olduğunu öğrendim Hacı'yı görünce milli duygularımın kabardığını hissettim.

... ve 0855 da uçaktayız.

 Suudi havayollarına ait 300 kişilik bir airbus uçak ile gideceğimizi biliyorduk.. Kaptan pilot Arap, hostesler Türk , bayanlar türbanlı ve pantolonlu. Daha sonra edindiğim bilgiyle uçağın Onur Air tarafından hac sezonu boyunca Suudi Arabistan Hava Yolları'na kiralanan 8 uçaktan biri olduğunu öğrendim. Bu yıl 5. kez hac seferleri yapan Onur Air 440 personeliyle götüreceği 40 bin hacının hizmetini Suudilere kiralanarak yapıyordu.

09.15 Daha önce belirtildiği şekilde ve tam saatinde uçak hareket etti. Yenibosna, Bağcılar, Yüzyıl ve Sultançiftliği üzerinden bulutlara, hatta daha yukarılara çıktık. Aşağıdaki kapalı hava yerini masmavi gökyüzüne bırakmıştı. Artık gökyüzünde idik. Kuşlar ve bulutlar altımızda kalmıştı.

Karlı İstanbul geride biz bulutların üzerinde mavi gökyüzü ile baş başa kaldık.

Kaptan 2 saat 50 dakikada gideceğimizi, Medine'de açık bir hava olduğunu 22000 ayak yada 8980 metre yüksekten hareket ettiğimiz söyledi.

Yolculuk sırasında yaşlı bir hacının fenalaşması üzerine doktor arandı. Ancak kimse olmayınca hostesler kendi bildiklerince oksijen tüpleri ile ellerinden geleni yaptılar. Bu arada kafile başkanı bir konuşma yaparak hayırlı olsun temennisi içinde bulundu. Sırasıyla iki görevli hoca da ilahi ve dualarla bu konuşmayı devam ettirdi.

Yemek ve ikramlarla zevkli bir yolculuk yapmıştık. Ara sıra hosteslerin ihtarlarına uymayanlar, verilen yemekleri ya da içecekleri yerlere döken yolcular olsa da gençler morallerini bozmamış. Güler yüzlerini sürekli göstermişlerdi. İçlerinden birinin daha önce umre yaptığını öğrendik. Hepsine hacılığın nasip olmasını dileyerek uçağın merdivenlerinden aşağıya indik.

Saat 1205 de Medine havaalanında idik. Bu havaalanı kralın yeğenine aitmiş.Başka hiç bir firma uçağı bu havaalanını kullanmıyormuş. Uçağın alana inmesiyle polis köpeklerinin bavullarını kokladığının gördük. Sonra bizlerde terminle doğru yürüdük. Sakallı - sakalsız askerlerin görev yaptığı peronlarda önce pasaport kontrolu yapıldı. Bu işlemden sonra bavullarımızın olduğu alana geçtik. Her yolcu kendi bavulunuu bularak diğer bir bölüme geçti. Burada bavullar açılarak kontrol edildi. İşlemler bitince elimizdeki pasaportlar toplandı. Ve Havaalanı dışında bekleyen otobüslere doğru yürüdük. Mısır'lı bir şoförün kullandığı otobüste yerimizi alırken diğer gruplarda ait oldukları otobüslere bindiler. Her grup başkanı da kendi grubuyla aynı otobüse bindi. Grup başkanı dua ederek konuşmasına başladı. Medine'den söz etti. İlahiler ve beraberinde Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, innel hamde ve’n-ni’mete leke ve’l mülk lâ şerike lek diyerek ve iştirak ederek yola devam ettik. 

Otobüs hareket etmeden önce verilen ikramdan sonra Medine'ye girişte yapılan kontrol sırasında da ikramlarda bulunuldu. Kabul edilmiş bir hac dilekleri görevliler tarafından söylendi. Türkiye'den ve İstanbul'dan geldiğimizi duyunca gözlerin parlamalarına ve memnuniyet ifade eden tavırlar hoşumuza gitmişti.

Bir ara grup hocası şoför için bahşiş toplayacağını söyledi. "Gönlünüzden ne koparsa onu verin , herkes 1 riyal verse 49 riyal eder , dedi. Allah'tan İstanbul'da iken yanımıza riyal almıştık. Çıkardık verdik. 65 riyal toplanmıştı. Toplanan parayı şoför Türkçe teşekkür ederek cebine koydu.

Bir görevlinin kontrol noktasında araca binmesi ve bir başka aracında önümüz sıra gelmesiyle kalacağımız otelin önüne geldik.

ANA SAYFA 


 
HAREMEYN EFSANESİ İSTATİSTİK